“Hep derler ya, her bebek biriciktir, hiçbiri birbirine
benzemez diye. Bu lafı hiç anlamam. Çünkü bunların hepsi aynı şeyleri yaparlar:
Kol bacak sallama, meme, kaka, çiş. Kimi sarılık, bazısı kolik, alerjik; bu
mudur yani her bebeği biricik yapan? Biyoloji üç aşağı beş yukarı aynı inşaatı
yapar. Çevre, hısım akraba, anne-babanın cins cins olmasıdır bebekleri ayıran.
Anne-baba içinde de çok çeşit olan "babadır". Kimi bebeğinin yüzüne bakmaz.
Kiminin bir emzirmediği kalır. Kimisinin de üzerine oturmaz bir türlü. Tutamaz,
avutamaz, oynayamaz. Çabalar. Olmaz bir şekil.
Ya anne? İlkinde bile yüz yıllık
anne edası yapışıverir pek çoğuna. Baba dokunmaya tırsarken anne her an
akrobasiye başlayacakmış gibi durur. Anneler çok çalışır, sürünür, tiksindiği akrabalarına,
komşularına muhtaç kalabilir, uykusuzluk çeker, kendine bakmayı unutur. Ama hep
başroldedir. Erkek ise direktir ancak (Bu konuya geleceğim).
Babaların hepsinin erkek olması tesadüf değil tabii ki.
Problem burada başlıyor. Ben, erkekliğin müstakil bir durum olduğundan çok emin
değilim. İmalatı yarım kalmış sanki. Dört yaşında birer kız ve erkek çocuğu
tasavvur edin. Kız, oyuncaklarıyla bir hayat simülasyonuna dalmışken oğlan
elindeki arabayı saçma sapan sesler çıkararak sürer. Büyürken de böyle gider
bu. Ortaokulda kızlar gelişimini hemen hemen tamamlamışken erkekler ‘kale
benim’ filan oynar.
Hem erkeklik ha bire olunan bir şeydir. Çoğu gazdır. Sünnet, askerlik, evlenmek, iş yahut çocuk sahibi olmak. Bu aşamaların hepsinde bir daha “Hadi erkek oldun artık”tır. Ne artıksa artık. Hep bir beş yaş zekâsına hitap etme hâli de hediyesi.
Hem erkeklik ha bire olunan bir şeydir. Çoğu gazdır. Sünnet, askerlik, evlenmek, iş yahut çocuk sahibi olmak. Bu aşamaların hepsinde bir daha “Hadi erkek oldun artık”tır. Ne artıksa artık. Hep bir beş yaş zekâsına hitap etme hâli de hediyesi.
Bu tekrar tekrar erkek oluşlar içerisinde babalık en
hüzünlüsüdür. Erkeğin biyoloji başta olmak üzere pek çok konudaki acizliğinin
deklarasyonudur. Eşitsizlik prodüksiyon aşamasında başlar. Kadının bir tek
yumurtasına karşılık olarak gönderilen iki yüz milyon sperm çöp yolunda gayet
onur kırıcı bir muamele görür. Hamilelikte? Hormonal dengesi bozulmuş ve her
türlü kaprise açık anne adayı, içinde bir canlı büyütürken baba adayına düşen
ona kesintisiz iyi davranmaktır. Doğum geldi, biter mi? Sütün birinci kaynağı
moral. Hormonlar da hâlâ aktif. Sıkıysa uluorta fikirlerinizi söyleyin bakalım.
Eş-dost, hısım-akraba? Kesintisiz bir anne kayırma çabası. Herkes dönüp aynı
şakayı bulacak kadar yaratıcıdır:
“Ay inşallah annesine benzer.” Babaya da tembih kalır: “Artık şuna şuna dikkat etmen lazım.” Ya bebek?
“Ay inşallah annesine benzer.” Babaya da tembih kalır: “Artık şuna şuna dikkat etmen lazım.” Ya bebek?
Haşmetmeap
doğduğu zaman sehpa ile babası arasında minör farklar görür. Sen 9 ay özlemle
bekle, kapris çek, sakalını süpürge et; sonra kapıdan her girdiğinde yeni
birisi sansın seni.
Bir baba çocuk büyütürken temel olarak ‘işlevsiz empati
sendromu’ ile mustariptir. Şöyle ki çocuğuyla değil kendi çocukluğuyla empati
kurar. “Benim bu yaştaki halim bu durumda böyle yapardı” diye külliyen
irrasyonel bir yöntem benimser. Misal gider alır bir elektrikli araba, oturtur
çocuğunu içine. Çocuğun umurunda değildir. Zevk alsın diye yırtınır. Çocuğun
umurunda değildir. Seksen türlü şaklabanlık yapar olayın cazibesini tarif için.
Çocuğun umurunda değildir. Bittabii empati bu şekil olunca hayatı boyunca
çocuğuna yabancı kalması da kaçınılmaz olur.

Hayatın erken bir formu…
Hayatımda en çok babayla bir arada 28 günlük şan ve şerefle
dolu askerlik hayatımda kaldım. Koğuş denilen bir hangarda 400 erkek bir arada
yatıyorduk. Bunların en az yarısı babaydı. Ve neredeyse tamamı kendisine
bakmaktan acizdi. Yedi çocuklu bir tanesi ayaklarını tütün kolonyasıyla
yıkıyordu. Böylesinin daha hijyenik, temiz ve ‘güzel’ kokulu olduğuna karar
vermişti. Özellikle gece oluşan koku ve ses durumu kâbustu. Pek çoğuna önce
annesi bakmış, sonra da karısı. Hiç kendilerine bakmaları gerekmemişti ki… Bana
da ayakkabı bağlamanın yahut yatak düzeltmenin 30 ila 50 yaş adamlara nasıl
olup da 2’şer saatlik eğitim konuları olabildiğini anlamaya çalışmak kalmıştı.
Velhasıl, sözüm kadınlara. Bu bütün anneler kutsaldır gazına
gelmeyin lütfen. Bütün anneler kutsalsa N.Ç.’ye tecavüz eden erkânı, Kenan
Evren ’i yahut Julio Iglesias’ı tavuklar mı yumurtlamıştır? Yumurta demişken, sperm/yumurta
asimetrisini unutmayın. Eşlerinize, sevgililerinize kızdığınızda biraz daha
düşünün. Birçok irrasyonel durumda devreye sokabileceğiniz hayvan sevgisi,
anlayış çıtanızı yükseltecektir. Bizlerin hayatın erken bir formu olduğumuzu,
sizin unuttuğunuz detayları öğrenmeye çalıştığımızı unutmayın. Erkek milletinin
nihai çabası kendisini size ve topluma beğendirmeye çalışmaktan ibarettir. “
Bir Metin Solmaz yazısı, babaolmak.com'dan alınmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder